Yenilenebilir enerji, ekonominin dayanıklı ve adil şekilde toparlanmasını sağlayabilir

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın (IRENA), “Küresel Yenilenebilir Enerji Görünümü” raporunu yayınladı. Rapor, yenilenebilir enerji yatırımlarının; COVID-19'un yol açtığı ekonomik sıkıntılara çözüm olarak dirençli ve adil bir ekonomik toparlanmayı destekleyebileceğini, istihdam yaratabileceğini ve gelecekte daha güçlü ekonomiler için sağlam bir temel oluşturabileceğini ortaya koyuyor. Bu kapsamlı rapor, yenilenebilir enerji yatırımlarının; COVID-19'un yol açtığı ekonomik sıkıntılara çözüm olarak dirençli ve adil bir ekonomik toparlanmayı destekleyebileceğini, istihdam yaratabileceğini ve gelecekte daha güçlü ekonomiler için sağlam bir temel oluşturabileceğini ortaya koyuyor. Raporun öne çıkan bulguları şu şekilde;

Koronavirüsü (COVID-19) salgınıyla ortaya çıkan insan sağlığına, sosyal refaha ve ekonomiye tehdit oluşturan insanlık krizi, gerekli sosyal ve ekonomik önlemlerin hayata geçirildiği, büyük ölçekli bir çaba gerektiriyor. Ülkeler sağladıkları ekonomik teşvik seçeneklerinde, insan sağlığını ve refahını artıran, sürdürülebilir bir geleceğe hizmet eden ve toplumların krizlerle mücadele kapasitesini güçlendiren öncelikleri içerecek şekilde değerlendirilmelidir. Ekonomilerin karbondan arındırılması ve küresel ölçekte belirlenen iklim hedeflerine ulaşma ihtiyacı geçerliliğini koruyor.

Burada ana hatları verilen Dönüşen Enerji Senaryosu, Kapsamlı Karbonsuzlaştırma perspektifiyle birlikte ele alındığı durumda, istikrarlı ve uzun vadeli ekonomik kalkınmaya hizmet eden, sürdürülebilir, düşük karbonlu ve iklim açısından güvenli bir temel oluşturuyor. Bu senaryo, istihdamı artırmanın ve ekonomik kalkınma ile daha temiz yaşam koşulları sağlamanın yanı sıra refah seviyesinde önemli artış vaat ediyor. Yenilenebilir enerji teknolojilerine dayalı bu enerji görünümü, 2050 yılına kadar dünyadaki enerji sektörü kaynaklı karbondioksit emisyonlarının %70'inin azalmasıyla sonuçlanabilir. Emisyonlardaki düşüşün yaklaşık %90'ı yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında atılan adımlarla sağlanabilir.

Enerji dönüşümü, ekonomilerin karbondan arındırılmasını sağlarken, sunduğu kapsamlı politikalarla sosyo-ekonomik kalkınmaya katkı sunabilir ve toplumlar üzerinde dönüştürücü etki yaratabilir. Bu bütüncül yaklaşımla, enerji sektörünün karbondan arındırılması hedefi; ekonomik, çevresel ve sosyal hedeflerle uyumlu hale gelecektir. Temiz enerji teknolojilerine uluslararası destek sunan Avrupa Yeşil Düzeni bu duruma örnek teşkil ediyor. Yaşadığımız sağlık krizi sonrasında sağlanacak ekonomik teşvikler, birçok toplumu benzer şekilde yönlendirebilir.

İklim değişikliğiyle mücadelenin nihai hedefi, küresel ölçekte emisyonların sıfırlanması olacaktır. Yenilenebilir enerji teknolojilerine dayalı bu enerji görünümü, 2050 yılı öncesinde karbondioksit emisyonlarını net sıfıra indirmenin, hatta tamamen sıfırlamanın yollarını araştırıyor. Bu kapsamda, hidrojen enerjisi, sentetik yakıtlar, son kullanıcı ürünlerinin elektrifikasyonu, geliştirilmiş biyoyakıt teknolojileri ve karbon yönetimi önceliklerine yenilikçi iş modellerinin yapısal değişikliklerinin ve birey davranışlarının eşlik etmesi önem teşkil ediyor.

Emisyon azaltımının en zorlu ve maliyetli kısmı dünyadaki karbondioksit emisyonlarının geri kalanının ortadan kaldırılması olacak. Enerji dönüşümünün kapsamlı şekilde hayata geçtiği durumda dahi, küresel emisyonlar mevcut seviyesinin yaklaşık üçte birine indirilecek. Kalan bu kısım, deniz ve hava taşımacılığı gibi 2050 yılında emisyon yoğunluğunun yüksek olduğu sektörlerden oluşuyor. Kapsamlı Karbonsuzlaştırma perspektifi, bu sektörlerin de tamamen sıfırlanması seçeneklerini değerlendiriyor. Bu kapsamdaki bilinmezlikler sürse de kalan emisyonların yaklaşık %60’ı yenilenebilir enerji, ‘yeşil hidrojen’ ve ısı ve ulaşım sektörlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan elektriğe dayandırılması yoluyla azaltılabilir.

KÜRESEL ÖLÇEKTE YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÖRÜNÜMÜ

Düşük karbonlu yatırım seçenekleri

Enerji sektörü kaynaklı karbondioksit emisyonları, son on yılda yıllık yaklaşık %1 arttı. Sağlık krizi ve petrol fiyatlarındaki keskin düşüş, 2020 yılının emisyon artışını etkilese de uzun vadeli eğilimler bir süre sonra eski haline yönelecektir.

Dönüşen Enerji Senaryosu, Paris Anlaşması’nda belirlenen, küresel ısınmayı 2 dereceyle sınırlama hedefiyle uyumlu ve iklim riskleri açısından güvenli bir yol sunuyor. Yenilenebilir enerji hedeflerinin artırılması, ulusal katkı beyanlarının güçlendirilmiş şekilde güncellenmesine katkı sunulabilir.

Enerji sisteminin dönüşümünü öngören bu enerji görünümünde, GSYİH büyümesi daha yüksek seyrediyor ve yüzyılın ortalarında katkı beyanlarında sunulan planlara kıyasla %2,4 artış sağlanıyor. Enerji sisteminin dönüşümü yoluyla kazanılan 98 trilyon dolarlık kazanç, bugünden 2050 yılına kadar yapılacak yatırım ihtiyacının oldukça üzerinde seyrediyor.

Öngörülen enerji dönüşümü, yapılacak her bir dolarlık yatırımın, üç ila sekiz dolar değerinde getiri sağlamasıyla kendi maliyetini karşılama özelliği taşıyor. Dönüşen Enerji Senaryosu, Planlanan Enerji Senaryosu maliyetinden 19 trilyon dolar daha yüksek olsa da 2050 yılına kadar en az 50 trilyon dolar değerinde kazanımı beraberinde getireceği öngörülüyor.  Kapsamlı Karbonsuzlaştırma perspektifi, net sıfır hedefine ulaşmak için Dönüşen Enerji Senaryosu’ndan 16 trilyon dolar daha fazla maliyet gerektiriyor. Bu rakam, karbondioksit emisyonlarının tamamen sıfırlanması durumunda 26 trilyon ek maliyet yaratarak, toplamda 45 trilyon dolarlık yatırıma ihtiyaç duyuyor. Ancak bu senaryonun maliyeti dahi 2050 yılına kadar oluşacak 62 trilyon değerindeki toplam kazanımdan daha düşük gerçekleşiyor.

Dönüşüm, sürdürülebilir enerji geleceğinin yanı sıra, yeni sosyo-ekonomik kalkınma modelleri vaat ediyor. Bu senaryonun öngördüğü öncelikler, küresel ölçekte 2050 yılına kadar yenilenebilir enerji sektöründe yaratılacak istihdamı bugünkü seviyesinin dört katına çıkarabilir. Enerji sektöründeki istihdam 2050 yılında bugünkü 60 milyonluk seviyesinden 100 milyona ulaşabilir. Dönüşüm, ekonomi genelinde mevcut planlarla kıyaslandığında yedi milyon ek istihdam yaratabilir. Dönüşümün çevre, sağlık ve insan refahı açısından oluşturacağı kazanımlar, dünyanın her bölgesinde hissedilebilir.

Dönüşen Enerji Senaryosu’ndaki insan refahı göstergeleri, 2050 yılına kadar %13,5 yükselebilir. Bu farklılaşmanın temelinde, hava kirliliğinin dünyanın her yerinde azalması ve halk sağlığını iyileştirmesi yatıyor. Enerji dönüşümü, dünyanın her yerinde insan refahını artırmayı vaat ediyor.

Kolay bir enerji dönüşümünün yönetimi

Enerji ve iklim hedeflerine ulaşmak için, bölgesel hedefleri artırmak önem teşkil ediyor. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve elektrifikasyon, bölgesel ve ülke ölçeğinde emisyonların büyük kısmının azaltılması için gerekli faaliyet alanlarını önceliklendiriyor. Senaryolar farklılaşsa da tüm bölgelerde yenilenebilir enerji kullanımının artması bekleniyor. Yenilebilir enerjinin Güneydoğu Asya, Latin Amerika, Avrupa Birliği ve Sahra Altı Afrika’da 2050 yılına kadar toplam enerjinin yüzde 70 ila 80’ini karşılayacağı öngörülüyor. Benzer şekilde, ısı ve ulaşım gibi son kullanıcı nezdindeki elektrifikasyonun tüm bölgelerde artması, Doğu Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa'nın büyük bölümünde yüzde 50'yi aşması bekleniyor.

Küresel ölçekte elde edilecek kazanımlara rağmen, enerji dönüşümünün yapısal etkileri ve işgücü piyasasına yansıması değişik coğrafyalarda, iş kollarında ve sektörlerde farklılık gösterecektir. Yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği ve enerji dönüşümü sektörlerinin büyümesiyle, enerji sektörünün diğer kollarında istihdam azalacaktır. Ancak adil dönüşüm stratejileri, bireyler ve toplumların yerinden edilmesini asgari seviyede tutabilir.

Sosyo-ekonomik seviyelerdeki farklılık, enerji dönüşümünün bölgesel ölçekte farklı şekillerde gerçekleşmesiyle sonuçlanacaktır. Bölgesel farklılıklar, fosil yakıtlara ve diğer emtialara bağımlılık, mevcut endüstriyel üretkenlik, gelişmekte olan teknoloji seçenekleri ve yerel tedarik zincirlerinin yapısından kaynaklanacaktır. Bölgesel ve ulusal ölçekteki dönüşüm planları, kurumsal yapılar, kapasiteler ve politika hedefleri de farklılık göstereceğinden 2050 yılına gelindiğinde birbirinden farklı sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Ekonominin hızla karbondan arındırılması hedefi, tarihte görülmemiş hızda ve ölçekte siyasi girişimleri ve yatırımları gerektiriyor. 2019'da kamuoyuna duyurulan İklim Yatırım Platformu, Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarının hayata geçmesini hızlandırmayı amaçlıyor. Alt bölge ölçeklerinde geliştirilen yatırım forumları, doğru koşulların yaratılması, finansman erişimin iyileştirilmesi ve projelerin finanse edilebilir nitelikte hazırlanmasına yardımcı olacaktır.

İklim değişikliği sebebiyle oluşacak felaketlerin ortadan kaldırılması amacıyla küresel ölçekte enerji dönüşümünün hızla gerçekleştirilmesi için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. Burada amaç, hükümetlerin ve diğer kurumların toplumsal kararlılığı güçlendirmek için toplumun tüm kesimlerini kapsayan iddialı politikalar yaratmasıdır.

İklim değişikliğinin yarattığı tehditlerle mücadelenin başarısı, benimsenen yasal altyapıya, uygulama hızına ve taahhüt edilen kaynak seviyesine bağlı olacaktır. Bu kapsamda atılması gereken bir sonraki adım, yatırım kararlarını alırken düşük karbon ekonomisinin inşasıyla uyumlu olup olmadığını hesaba katmaktır. Bu değerlendirmenin yapılmadığı durumlar, toplumların düşük karbonlu bir gelecek alternatifine engel olacaktır.

Senaryolar ve perspektifler:

Planlanan Enerji Senaryosu: Paris Anlaşması kapsamında sunulan Ulusal Katkı Beyanları’nda (Nationally Determined Contribution, NDC) sunulan mevcut planlar ile planlanmış diğer hedef ve politikalara dayanıyor.

Dönüşen Enerji Senaryosu: Yenilenebilir enerji teknolojilerinin ve enerji verimliliğinin, iklim hedeflerine katkı sunacağı kapsamda ve hızda artırılması varsayımına dayanan, iddialı olduğu kadar gerçekçi olan seçenekleri değerlendiriyor.

Kapsamlı Karbonsuzlaştırma Perspektifi: Enerji sektörü ve endüstriyel süreçlerden kaynanlanan CO2 emisyonlarının daha da azaltıldığı, hatta sıfırlandığı seçenekleri ele alıyor.

Sosyo-ekonomik Analiz: Enerji sistemleri ve ekonomiler arasındaki ilişkiyi, makro ölçekte geliştirilen ekonometrik bir model olan E3ME aracılığıyla, küresel ölçekte niceliksel bir çerçevede değerlendiriyor.